İyi bir çevirmen olmak için çeviri teorisi öğrenmek vazgeçilmez bir ön koşul mudur?
Bilimsel düşüncenin temelini
oluşturan teori, gözlem ve deney yapılmamış konularda fikir üretilen önermelerdir.
Bilimsel temelli düşünce sistemlerinde sıklıkla başvurulan, doğrulanabilen ya
da yanlışlanabilen bir kavram olan teori, kesinleştiği zaman yasa haline gelir.
Elbette bildiğimiz yasalardan bahsetmiyoruz. Bilimsel yasalar, zaman içerisinde
yapılan gözlem ve deneylerin sonucunda ortaya çıkan, sonucu herkesçe kabul
edilen bilim temelli geçerliliklerdir.
Çeviri bilim diğer bilim
dallarına göre yeni bir alandır. Pek çok dal eski çağlardan bu yana araştırma
ve geliştirmenin konusu olurken, çeviri alanındaki çalışmalar ancak geçtiğimiz
yüzyılın başlarında yoğunlaşmıştır. Ancak çeviri kuramlarının temeli yine de çeviri
bilim öncesine dayanmaktadır. İlk
çağlarda Cicero, Seneca, Horace, Ortaçağdan Yeni Çağa kadar Aziz Agustine,
Roger Bacon, Martin Luther gibi dönemlerinin etkili, bilgin yazarları ve
çevirmenleri, çeviri kuramlarının temellerini oluşturmuşlardır. Roma döneminde
yaşamış ünlü bilgin ve çevirmen Cicero, sözcüğün kelimesi kelimesine mi yoksa
anlam bütünlüğüne göre mi çevrilmesi konusunu ortaya atmış ve anlam
bütünlüğünün daha önemli olduğunu söylemiştir. Bu bağlamda anlamı anlamına
çevirinin daha doğru sonuçlar ortaya çıkaracağını söylemiş ve kendi
çevirilerinde bu anlayışı benimsemiştir. Ancak Cicero, felsefi eserlerde
kelimesi kelimesine çevirinin daha etkin olacağına kanaat getirmiştir.
Çeviri işleminin yapılmasında
çevirmenin metni nasıl çevirmesi gerektiği yönünde ortaya atılan düşünceler
bütününe çeviri teorisi denir. Çeviri alanında ortaya çıkan teoriler, eski
çağlardan bu yana sürekli ortaya atılmaktadır.
Çeviri teorileri, özellikle 20. Yüzyılın
ikinci yarısından sonra çeviri bilim kapsamında geliştirilmiş, bununla birlikte
yoğun bir şekilde çeviri faaliyetlerini etkilemiştir. Bu süreçte birden çok
kuram ortaya atılmış, çevirmenlerin bu kuramlar çerçevesinde çeviri yapmaları
daha doğru kabul edilmiştir. Kaldı ki üniversite eğitiminde dilbilim üzerine
öğrenim gören öğrenciler çeviri kuramlarını bilimsel yöntemlerle inceleme
şansını elde etmektedir. Bu sebeple İvogsan Uluslararası Dil Hizmetleri
Sağlayıcısı olarak kadromuzu oluştururken bize başvuru yapan çevirmenlerimizin
üniversite mezunu olmasını istiyoruz. Çevirilere daha nesnel yaklaşarak; daha
doğru ve geçerli bir sonuç ortaya çıkartırlar.
İkinci Dünya Savaşından sonra
ortaya atılan çeviri teorilerini şu şekilde sıralayabiliriz;
-
Betimleyici
Teori: İsrailli çeviri uzmanı ve Tel Aviv Üniversitesi'nde Şiirsel,
Karşılaştırmalı Edebiyat ve Çeviri Çalışmaları profesörlüğü yapmış olan Gideon
Toury tarafından geliştirilmiş olan bu teori, erek odak bağlamında çeviriyi
amaçlamıştır. Bunun dışında çevirmen davranışları üzerinde de durmuş ve daha
geniş perspektiften bakılmasını sağlamıştır.
- Çoğuldizge
Kuramı: İsrailli dil bilimci Itamar Even-Zohar’ın 1970’li yıllarda ortaya
attığı bu teori, yazın türleri kendi içerisinde bir ekosistem oluşturmuş, bu
türler çevreden merkeze geçebilmek için mücadele verdiğini ileri sürer. Yani
merkezdeki bir çeviri yazın olursa, merkezdeki tür edebiyatı geleneksel ve
biçemsel olarak etkiler.
- Bir Eylem
Olarak Çeviri: Finlandiyalı çeviribilimci Justa Holz-Mänttärri tarafından
ortaya atılan bu kuram, çevirilerin birer eylem olduğu ve bu yapılan işlemlerin
bir amaca hizmet etmesi gerektiğini vurgular. Bu teoride çevirmen, çeviri
yaptığı dilde kültürel iletişim uzmanı olarak görülür.
- Skopos
Kuramı: Alman dilbilimci Hans
Vermeer tarafından 1978 yılında temellendirilen, 1984 yılında Katharina Reiss
ile birlikte geliştirilen bu kuram, çeviride belirleyici etmenin amaç olduğu
üzerinde durmaktadır. Skopos, Yunanca kökenli bir kelimedir. Kelime, amaç, erek
gibi anlamlara gelmektedir.
Çeviri kuramları, iyi bir
çevirmen olabilmek için yolumuza ışık olabilecek bilgileri ve düşünceleri
içermektedir. Bu alanda pek çok kuram bulunmaktadır ve önemli olan hangi
kuramın hangi çeviride uygulanması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmaktır.
Çevirilerde kuramlar mutlaka kullanılmalıdır. Metnin, hangi kurama göre
çevrilmesi gerektiğinin saptanması önemlidir. İletişimsel, betimleyici veya
işlevsel kuramlardan birisine göre çevrilebilir. Bu açıdan bakıldığında çeviri
işlemlerinde yalnızca dil bilmek değil, kuramları iyi özümsemek gerektiğinin
önemi ortaya çıkmaktadır. Çeviri kuramları, çeviri yapılırken ön koşul olarak
gereklidir. Çevirmen, yol haritasını bu kuramlara göre çizer.
İvogsan Uluslararası Dil
Hizmetleri Sağlayıcısı, profesyonel çevirmen kadrosu ile çeviri bürolarına en
iyi hizmeti sağlamaktadır. Çeviri teorileri konusunda kendisini geliştirmiş
olan kadromuz, alanlarında uzmandır. Çeviri etkinliğinin dil bilmenin ötesinde
farklı özellikler gerektirdiğini bilen kuruluşumuz, vermiş olduğu hizmet ile
her çeviri projesine nesnel bir çalışma gözü ile yaklaşmaktadır.
